Fransızca Hava Durumu: Güneşten Yağmura Günlük İfadeler

Hava durumu, yabancı biriyle konuşmaya başlamanın en güvenli yollarından biridir. Konu basit görünür; fakat bir anda günün planına, giyilecek kıyafete ya da hafta sonu gezisine dönüşebilir. Fransızcada bu küçük sohbeti sürdürebilmek için uzun cümlelere değil, doğru kurulmuş birkaç kalıba ihtiyaç vardır.
Türkçede “hava güneşli”, “yağmur yağıyor” ve “üşüyorum” deriz. Fransızca aynı düşünceleri üç farklı yapı çevresinde kurar: il fait, il y a ve doğrudan bir hava olayı bildiren il pleut gibi fiiller. Bunların görevini ayırdığında hava tahmini de gündelik sohbet de kolaylaşır.
Bugün hava nasıl?
En temel soru şudur:
Gündelik konuşmada daha kısa biçimler de duyabilirsin:
- Il fait quel temps ? — Hava nasıl?
- Il fait beau chez toi ? — Senin orada hava güzel mi?
- Tu as vu le temps ? — Havayı gördün mü?
Sonuncusu gerçek bir hava raporu istemekten çok, şaşırtıcı derecede güzel ya da kötü havaya dikkat çeker.
Birinci kalıp: il fait…
Havanın genel niteliğini ve sıcaklığını anlatırken çoğunlukla faire fiili kullanılır. Buradaki il, belirli bir kişiyi ya da nesneyi göstermez; cümleyi kurmaya yarayan kişisiz öznedir.
| Fransızca | Türkçe |
|---|---|
| Il fait beau. | Hava güzel. |
| Il fait mauvais. | Hava kötü. |
| Il fait chaud. | Hava sıcak. |
| Il fait froid. | Hava soğuk. |
| Il fait frais. | Hava serin. |
| Il fait doux. | Hava ılık. |
Bon yerine beau kullanıldığına dikkat et. “Hava güzel” derken Il fait bon da denebilir; ancak bu ifade özellikle havanın insana hoş geldiğini, dışarıda bulunmanın keyifli olduğunu anlatır:
İkinci kalıp: il y a…
Gökyüzünde ya da çevrede bulunan bir hava unsurundan söz ederken il y a kullanılır:
| Fransızca | Türkçe |
|---|---|
| Il y a du soleil. | Güneş var; hava güneşli. |
| Il y a du vent. | Rüzgâr var; hava rüzgârlı. |
| Il y a des nuages. | Bulutlar var; hava bulutlu. |
| Il y a du brouillard. | Sis var; hava sisli. |
| Il y a de l’orage. | Gök gürültülü fırtına var. |
| Il y a une tempête. | Şiddetli fırtına var. |
Bu kalıp, Türkçedeki “var” düşüncesine oldukça yakındır. Du soleil ile des nuages arasındaki ayrım da anlamdan gelir: güneş ışığı sayılamayan bir bütün, bulutlar ise sayılabilen nesnelerdir. Orage özellikle gök gürültüsü ve şimşekle gelen fırtınayı, tempête ise daha genel anlamda şiddetli fırtınayı anlatır.
Üçüncü kalıp: Hava olayı doğrudan gerçekleşir
Yağmur ve kar gibi olaylar için ayrıca faire kullanmaya gerek yoktur. Fiilin kendisi yeterlidir:
Gök gürültüsünü anlatmak için Il tonne, şimşek çaktığını söylemek için Il y a des éclairs kullanılabilir. Gündelik bir konuşmada bunların hepsini bilmek gerekmez; Il y a de l’orage çoğu durumda yeterlidir.
Hava ile hissettiğin sıcaklık aynı cümle değildir
Türkçe konuşanların sık karıştırdığı ayrımlardan biri burada ortaya çıkar:
- Il fait chaud. — Hava sıcak.
- J’ai chaud. — Sıcakladım.
- Il fait froid. — Hava soğuk.
- J’ai froid. — Üşüyorum.
Kişinin sıcaklaması ya da üşümesi Fransızcada avoir ile anlatılır. Je suis chaud demek, Türkçedeki “sıcağım” cümlesinin doğal karşılığı değildir ve bağlama göre bambaşka anlamlara gelebilir.
Sıcaklık kaç derece?
Sıcaklığı sormanın en doğal yollarından biri Il fait combien ? cümlesidir. Daha açık olmak istersen Quelle est la température ? diyebilirsin.
Derece için degré kullanılır ve birden büyük sayılarda çoğul olur. Sayıları tekrar etmek istersen Fransızca sayılar yazısına dönebilirsin.
Hava tahminini okumak
Bir hava tahmininde gündelik konuşmadan biraz daha kısa ve isim ağırlıklı bir dil görürsün:
| Tahmin ifadesi | Anlamı |
|---|---|
| ciel dégagé | açık gökyüzü |
| ciel couvert | kapalı gökyüzü |
| éclaircies | güneşli aralıklar |
| averses | sağanaklar |
| pluie faible | hafif yağmur |
| vent fort | kuvvetli rüzgâr |
| températures en baisse | düşen sıcaklıklar |
Yarınki havadan söz ederken yakın gelecek oldukça kullanışlıdır:
Bu yapının nasıl kurulduğunu yakın gelecek zamanı anlatan sayfada ayrıntılı görebilirsin.
Mevsimden günlük plana
Günler, aylar ve mevsimler yazısında au printemps ve en hiver gibi zaman ifadelerini görmüştük. Hava durumu bu kelimeleri günlük bir plana bağlar:
Böylece hava, ezberlenecek bir kelime listesinden çıkıp kararların gerekçesine dönüşür.
Otuz saniyelik bir hava sohbeti
« Quel temps fait-il chez toi ? »
« Il pleut et il y a beaucoup de vent. Et à Paris ? »
« Il fait frais, mais le ciel commence à se dégager. »
« Tant mieux ! Tu vas pouvoir sortir. »
— Senin orada hava nasıl?
— Yağmur yağıyor ve çok rüzgâr var. Paris’te nasıl?
— Hava serin ama gökyüzü açmaya başlıyor.
— Ne güzel! Dışarı çıkabileceksin.
Yağmurdan ve güzel havadan konuşmak
Fransızcada parler de la pluie et du beau temps, “yağmurdan ve güzel havadan konuşmak” demektir. Gerçekten meteorolojiden söz edebilir; fakat çoğunlukla derinleşmeden, gündelik şeylerden sohbet etmeyi anlatır. Türkçedeki “havadan sudan konuşmak” ifadesine şaşırtıcı ölçüde yakındır.
Bir başka renkli ifade olan un temps de chien ise çok kötü hava için kullanılır:
Pencereden bak ve üç cümle kur
Hava kelimelerini çalışmanın en kolay yolu her gün aynı üç soruya cevap vermektir:
- Quel temps fait-il ? — Hava nasıl?
- Il fait combien ? — Hava kaç derece?
- Qu’est-ce que tu vas faire ? — Ne yapacaksın?
Örneğin: Il fait frais. Il fait seize degrés. Je vais prendre une veste. Bu küçük alışkanlıkla il fait, sıcaklıklar ve yakın gelecek tek bir gerçek durum içinde tekrar edilir.
Hava her gün değişir ama onu anlatmak için gereken yapıların sayısı azdır. Genel durum için il fait, çevrede bulunan unsurlar için il y a, gerçekleşen olaylar için il pleut ve il neige yeterli bir başlangıç oluşturur. Sonrası yalnızca pencereden dışarı bakıp konuşmaya başlamaktır.