İçeriğe geç

Kip Belirten Yardımcı Eylemler

B1

Bazı eylemler, kendisinden sonra gelen mastara bir kip ya da görünüş anlamı katar: olanak, zorunluluk, istek, yetenek, olasılık ya da bir eylemin hangi aşamada olduğu. Bunlara yarı yardımcı eylemler (semi-auxiliaires) denir; çekimli durup ardından çekimsiz bir mastar alırlar. Passé composé‘deki avoir/être gibi gerçek yardımcı eylemlerden farkları, kendi anlamlarını büyük ölçüde korumalarıdır.

Türkçede bu işi çoğunlukla ekler ve birleşik eylemler üstlenir: -ebil- (olanak/yetenek), -meli (zorunluluk), iste- (istek). Fransızca bunları ayrı bir eylem + mastar yapısıyla anlatır: pouvoir partir (gidebilmek), devoir partir (gitmek zorunda olmak), vouloir partir (gitmek istemek). Yani Türkçenin tek kelimeye sığdırdığını Fransızca iki eyleme böler.

Kip bildiren başlıca eylemler

eylemanlamörnek
pouvoirolanak, izin, yetenekJe peux venir ce soir. (Bu akşam gelebilirim.)
devoirzorunluluk, olasılıkTu dois finir avant midi. (Öğleden önce bitirmelisin.)
vouloiristek, iradeElle veut apprendre l’arabe. (Arapça öğrenmek istiyor.)
savoiröğrenilmiş yetenekIl sait nager. (Yüzmeyi bilir.)
falloirkişisiz zorunlulukIl faut réserver. (Yer ayırtmak gerek.)

Bu eylemler mastarı doğrudan, araya ilgeç koymadan alır: je peux partir, tu dois partir, il faut partir.

pouvoir ile savoir

İkisi de “-ebilmek” çağrışımı taşır ama vurguları farklıdır: savoir + mastar öğrenilmiş bir beceriyi, pouvoir + mastar koşulların verdiği olanağı ya da genel yapabilirliği anlatır.

FR Je sais nager, mais je ne peux pas nager aujourd'hui.
TR Yüzmeyi biliyorum ama bugün yüzemem.
sais nager kalıcı beceriyi (yüzme bilgisi), peux nager o günkü olanağı verir. Beceri yerinde durur, ama koşullar (örneğin yorgunluk) olanağı engelleyebilir.

devoir: zorunluluk ya da olasılık

devoir bağlama göre iki şey söyler: bir görevi/zorunluluğu ya da güçlü bir tahmini.

FR Il doit être malade.
TR Hasta olmalı.
Burada devoir zorunluluk değil olasılık bildirir: konuşan kişi kanıttan yola çıkıp güçlü bir tahmin yürütür. Türkçedeki “-meli/-malı”nın olasılık anlamına (hasta olmalı) denk düşer.

Görünüş bildiren yarı yardımcılar

Bir grup yarı yardımcı, eylemin hangi aşamada olduğunu (yakın gelecek, yakın geçmiş, sürmekte) gösterir:

yapıanlamörnek
aller + mastaryakın gelecekJe vais sortir. (Çıkmak üzereyim / çıkacağım.)
venir de + mastaryakın geçmişIl vient de partir. (Az önce gitti.)
être en train de + mastarsürmekte olan eylemElle est en train de lire. (Şu an okuyor.)

Bu yapılar kendi konularında (futur proche, passé récent) ayrıca işlenir; burada hepsinin ortak bir mantığı — çekimli yarı yardımcı + mastar — paylaştığını görmek önemlidir.

Olumsuzluk ve adılların yeri

Olumsuzluk çekimli eylemi (yarı yardımcıyı) sarar; mastar olumsuzluğun dışında kalır:

  • Je ne peux pas venir. (Gelemem.)
  • Tu ne dois pas oublier. (Unutmamalısın.)

Mastarın kendisi olumsuzlanacaksa ne pas birlikte mastarın önüne gelir: Je préfère ne pas venir (Gelmemeyi yeğliyorum).

Mastara ait tümleç adılı mastarın önüne gelir — çekimli eylemin değil:

  • Je veux le voir. (Onu görmek istiyorum.)
  • Tu dois la prévenir. (Onu uyarman gerek.)

Bu kural adılı mastar yönetiyorsa geçerlidir. faire/laisser ile algı fiillerinde (voir, entendre…) adıl çekimli eylemin önüne geçer: Je le fais venir (Onu getirtiyorum), Je l’entends chanter (Onun şarkı söylediğini duyuyorum).

falloir yalnızca kişisiz il ile kullanılır ve başlıca üç kuruluşu vardır: genel zorunluluk için mastar (il faut partir — gitmek gerek), kişiye bağlı zorunluluk için que + subjonctif (il faut que tu partes — senin gitmen gerek) ya da dolaylı adıl (il me faut partir — gitmem gerek, il lui faut du repos — dinlenmeye ihtiyacı var).

Sık yapılan hatalar

  • Yarı yardımcıdan sonra mastarın önüne ilgeç koymak: je dois de partir değil, doğrusu je dois partir‘dir.
  • Tümleç adılını çekimli eylemin önüne koymak: je le veux voir değil, doğrusu je veux le voir‘dir.
  • savoir ile pouvoir‘ın farkını yok saymak: öğrenilmiş beceriyi vurgulamak için je sais nager denir; je peux nager da “yüzebilirim (koşullar elverir)” anlamında doğrudur — ikisi aynı şeyi söylemez.
  • devoir‘ın olasılık anlamını zorunluluk sanmak: il doit être malade “hasta olmalı (tahmin)” demektir, “hasta olmak zorunda” değil.
  • Özne adılını mastarın önüne koymak: il faut tu partir yanlıştır; kişiye bağlı zorunluluk il faut que tu partes ya da il te faut partir ile kurulur. (Il faut partir de doğrudur ama genel zorunluluk bildirir.)