İçeriğe geç

Kişi Adılları

A1

Kişi adılları (pronoms personnels), bir kişinin ya da daha önce anılmış bir varlığın adının yerini tutarak gereksiz yinelemeyi önleyen sözcüklerdir. Fransızcanın en önemli özelliği, bu adılların cümledeki göreve göre ayrı biçimler almasıdır: özne mi, doğrudan nesne mi, dolaylı nesne mi, yoksa vurgu için bağımsız mı kullanıldığına göre adıl değişir. Bu ders bu görev gruplarını, y ile en adıllarını ve adılların cümledeki yerini ele alır.

Türkçede kişi işlevi çoğunlukla eylemin ekiyle taşınır: geliyorum, geldin, gördük — özne adılını söylemek çoğu zaman zorunlu değildir. Fransızcada ise özne adılı (je, tu, il…) hemen her zaman söylenir; üstelik “onu görüyorum”, “ona veriyorum”, “ondan söz ediyorum” gibi ayrımlar Türkçede ekle yapılırken Fransızcada farklı adıllarla yapılır. Bu yüzden adılın hangi görevde olduğunu tanımak temel beceridir.

Özne adılları

Eylemin öznesini belirtir ve eylemden hemen önce gelir. Cümlede neredeyse her zaman bulunması gerekir.

tekilçoğul
jebennousbiz
tusenvoussiz
il / elle / onoils / ellesonlar

Birkaç önemli nokta:

  • je, ünlüyle ya da sessiz h ile başlayan eyleme bağlanınca j’ olur: j’arrive (geliyorum), j’habite (oturuyorum). Soluklu h bu kesmeyi engeller: je hais (nefret ediyorum), j’hais değil.
  • il/elle yalnızca kişiler için değil, cinsiyeti belli her isim için kullanılır: bir masa (la table) dişil olduğundan ona da elle denir.
  • ils, içinde tek bir eril öğe bulunan karma bir grup için bile kullanılır; grup tümüyle dişil değilse elles değil ils gelir.
FR J'ai un chat. Il dort sur le canapé.
TR Bir kedim var. O, kanepede uyuyor.
İkinci cümlede chat eril olduğu için adıl il‘dir. Türkçede “o” cinsiyetten bağımsızken Fransızcada adıl, yerini tuttuğu ismin türünü taşır.

“on” adılı

on konuşma dilinde çok yaygındır. Her zaman öznedir ve eylemi tekil üçüncü kişi (il/elle gibi) çekimiyle alır, ama anlamca çoğu zaman “biz” demektir; bazen “insanlar, birileri” anlamı da taşır.

FR On part demain matin.
TR Yarın sabah yola çıkıyoruz.
on anlamca “biz” olsa da eylem partons değil, tekil part biçimindedir. Günlük konuşmada nous yerine sık sık on kullanılır.

Eylem hep tekil kalsa da, on açıkça “biz” demekse sıfat ve être’li ortaçlar anlamca çoğul uyum yapabilir: On est contents (Memnunuz). Vurgu gerektiğinde de “biz” anlamındaki on‘un yanına nous gelir: Nous, on part demain (Bize gelince, biz yarın gidiyoruz); belgisiz “insan” anlamındaki on için ise soi kullanılır: avoir confiance en soi (kendine güvenmek).

Vurgu adılları (toniques)

Kişiyi öne çıkarmak, vurgulamak ya da bir ilgeçten sonra kullanmak için gereken bağımsız biçimlerdir.

öznevurguöznevurgu
jemoinousnous
tutoivousvous
illuiilseux
elleelleelleselles

Başlıca kullanım yerleri:

  • Vurgu için, özne adılının yanında: Moi, je préfère le thé. (Bana gelince, ben çayı tercih ederim.)
  • İlgeçten sonra: avec toi (seninle), chez eux (onların evinde), pour elle (onun için).
  • c’est / ce sont’tan sonra: C’est moi. (Benim.) — C’est je yanlıştır.
  • Tek başına yanıt olarak: — Qui veut du café ? — Moi ! (— Kim kahve ister? — Ben!)
Yalın bir cümlede, eylemin hemen önündeki özne görevini vurgu adılı üstlenmez: Moi suis prêt yanlıştır; doğrusu Moi, je suis prêt ya da yalnızca Je suis prêt. Önemli istisna, bağlaçla bağlanmış öznelerdir — orada vurgu biçimi zorunludur: Paul et moi partons demain (Paul’le ben yarın yola çıkıyoruz); Paul et je denmez.

Doğrudan tümleç adılları (COD)

Eyleme ilgeçsiz bağlanan, “kimi / neyi” sorusuna yanıt veren nesnenin yerini tutar. Eylemden önce gelir.

tekilçoğul
1. kişime (m’)nous
2. kişite (t')vous
3. kişile / la (l')les
FR Tu connais ma sœur ? — Oui, je la connais.
TR Kız kardeşimi tanıyor musun? — Evet, onu tanıyorum.
ma sœur dişil ve doğrudan nesne olduğundan yerini la tutar. Eril bir nesne olsaydı le, çoğul olsaydı les gelirdi: Je le connais / Je les connais.

le, la ünlüden önce l’ olur: Je l’écoute. (Onu dinliyorum.) Burada l’ hem eril hem dişil nesneyi karşılayabilir; türü bağlamdan anlaşılır.

Dolaylı tümleç adılları (COI)

Eyleme à ilgeciyle bağlanan, “kime” sorusuna yanıt veren (genellikle bir kişiyi belirten) nesnenin yerini tutar. Bu da eylemden önce gelir.

tekilçoğul
1. kişime (m')nous
2. kişite (t')vous
3. kişiluileur

Dikkat: üçüncü kişide doğrudan ile dolaylı biçim farklıdır. Doğrudanda le / la / les, dolaylıda lui / leur kullanılır; lui hem eril hem dişil için aynıdır.

FR J'écris à mes parents. → Je leur écris.
TR Anne babama yazıyorum. → Onlara yazıyorum.
écrire à quelqu’un (birine yazmak) à ilgeci aldığından nesne dolaylıdır; çoğul kişiyi leur karşılar. Tekil olsaydı lui gelirdi: Je lui écris.
Doğrudan mı dolaylı mı olduğunu eylemin ilgeç alıp almadığı belirler. appeler quelqu’un (birini çağırmak) ilgeçsizdir → COD (le/la/les); téléphoner à quelqu’un (birine telefon etmek) à alır → COI (lui/leur). Bu yüzden Je le téléphone yanlış, Je lui téléphone doğrudur. Ama kural “à + kişi gördüğün her yerde lui/leur” değildir: lui/leur, parler, téléphoner, écrire, donner, répondre gibi fiillerin olağan adılıdır; penser à, tenir à, faire attention à gibi birkaç fiil ise kişi için à + vurgu adılı ister: Je pense à elle (Onu düşünüyorum), Je lui pense değil. Hangi fiilin hangisini istediği fiille birlikte öğrenilir.

Dönüşlü adıllar

Bu adıllar geniş bir aileyle, adılsıl eylemlerle (verbes pronominaux) gelir. Ailenin bir bölümü gerçekten dönüşlüdür — özneyle nesne aynı kişidir, Türkçedeki “kendini/kendine” gibi: se laver (yıkanmak), se lever (kalkmak). Bir bölümünde ise se eylemin ayrılmaz parçasıdır, “kendini” anlamı yoktur: s’appeler (adı … olmak), se souvenir (hatırlamak). Adıl karşılıklılık da anlatabilir: Ils se parlent (Birbirleriyle konuşuyorlar).

öznedönüşlüöznedönüşlü
jeme (m')nousnous
tute (t')vousvous
il/ellese (s')ils/ellesse (s')
FR Elle se réveille tôt.
TR O erken uyanır.
se réveiller dönüşlüdür: özne (elle) eylemin etkisini kendi üstünde taşır. Adıl, özneye göre değişir: je me réveille, tu te réveilles, nous nous réveillons.

y ve en adılları

Bu iki adıl belirli bir ilgeçle bağlı öğelerin yerini tutar ve eylemden önce gelir.

y, çoğunlukla à ilgeciyle bağlı bir yerin ya da cansız bir şeyin yerini tutar; “oraya / ona” anlamı verir.

FR Tu vas à la bibliothèque ? — Oui, j'y vais.
TR Kütüphaneye mi gidiyorsun? — Evet, oraya gidiyorum.
à la bibliothèque yer bildirir; y onun yerini tutar. Yerini tuttuğu öğe bir kişi olsaydı y değil, à + vurgu adılı kullanılırdı (Je pense à elle).

en, çoğunlukla de ilgeciyle bağlı öğenin ya da bir miktarın (un, une, des, du, de la…) yerini tutar; “ondan / bundan” anlamı verir.

FR Tu as des stylos ? — Oui, j'en ai trois.
TR Kalemlerin var mı? — Evet, üç tane var.
Belirsiz/parçasal bir miktar söz konusu olduğunda en o ismin yerini tutar; miktar (üç) cümlenin sonunda söylenir. Olumsuzda değişen en değil, ne‘dir: en ünlüyle başladığı için ne kesmeyle n’ olur — Je ne + en ai pas → Je n’en ai pas (Hiç yok).

Adılların cümledeki yeri

  • Basit zamanlarda tümleç adılı eylemden hemen önce gelir: Je te vois. (Seni görüyorum.)
  • Birleşik zamanlarda adıl, yardımcı eylemin (avoir / être) önüne geçer: Je l’ai vu. (Onu gördüm.) Önde giden doğrudan nesne, ortacı yazıda uyum yaptırır: nesne dişilse Je l’ai vue yazılır.
  • Olumsuzlukta adıl, ne … pas arasında eylemle birlikte kalır: Je ne le vois pas. (Onu görmüyorum.)
  • Olumlu emir kipinde adıl eylemin arkasına geçer ve araya çizgi konur; me/te burada moi/toi olur: Regarde-moi ! (Bana bak!). Yalnız en ve y‘den önce moi/toi değil m’/t’ gelir: Donne-m’en ! (Bana ondan ver!), Va-t’en ! (Git buradan!). Olumsuz emirde adıl yine öne döner: Ne me regarde pas.

İki tümleç adılı bir arada kullanıldığında belirli bir sıra izlenir; en sık görülen birleşim me/te/nous/vous + doğrudan adıl biçimidir:

FR Il me donne le livre. → Il me le donne.
TR Bana kitabı veriyor. → Onu bana veriyor.
İki nesne de adıla dönüşünce me (dolaylı) önce, le (doğrudan) sonra gelir. y ve en kullanıldığında bunlar her zaman en sona düşer: Il m’en donne (Ondan bana veriyor).

Bu sıra her birleşime genellenmez: üçüncü kişi dolaylı adılda sıra tersine döner — le/la/les önce, lui/leur sonra gelir: Il le lui donne (Onu ona veriyor). Olumlu emirde ise adıllar eylemin arkasına geçer ve doğrudan adıl başa gelir: Donne-le-moi ! (Onu bana ver!).

Sık yapılan hatalar

  • Özne görevinde vurgu adılı kullanmak: Moi suis prêt değil, Je suis prêt (gerekirse Moi, je suis prêt).
  • c’est’ten sonra özne adılı koymak: C’est je değil, C’est moi.
  • à ilgeçli eylemde doğrudan adıl kullanmak: Je le téléphone değil, Je lui téléphone.
  • Üçüncü kişi dolaylıda le/la demek: Je la parle değil, Je lui parle.
  • Olumlu emirde adılı öne koymak: Me regarde ! değil, Regarde-moi !.
  • Daha önce anılmış bir yeri adılsız bırakmak: — Tu vas à la bibliothèque ? sorusuna — Oui, je vais değil, — Oui, j’y vais denir. (Je vais là yanlış değildir; bir yeri işaret ederken kullanılır: “şuraya gidiyorum”.)